Blog

Tiroid ve Beslenme

Günümüzde gitgide artan tiroid rahatsızlığına karşı bilincimizi de arttırmamız gereklidir. Genellikle istenmeyen kilo alımı veya verimi ile kendini gösteren bu rahatsızlık aslında genel anlamıyla metabolizmayı ilgilendirmektedir.

Tiroid Bezi Nedir ?

Tiroid bezi boynumuzun önünde bulunan küçük ama tüm vücut çalışmasını etkileyen endokrin sisteminin bir parçasıdır. Yağ ve karbonhidrat metabolizması, vücut ısısının ayarlanması, beyin gelişimi ve kolesterol düzeyinin ayarlanması, kandaki kalsiyum oranının düzenlenmesi gibi birçok görevi vardır.

Tiroid Bezi Rahatsızlıkları

En çok görülen tiroid rahatsızlığı hipotiroidizmdir. Haşimato rahatsızlığı ise tiroid bezinin iltihaplanması olarak bilinir. Otoimmun bir rahatsızlık olup vücudun kendi dokularına zarar vermesiyle tanımlanır. Yeteri kadar salgılanamayan T3 ve T4 hormonları metabolizmanın yavaşlamasına, kilo alımına, yorgunluğa, cilt kuruluğuna, konsantrasyon bozukluklarına neden olur. Diğer bir tiroid rahatsızlığı ise hipertiroidizmdir. Vücüdun otoimmun cevabı olarak T3 ve T4 hormonları olması gerekenden fazla salgılanır. Bu hormonların fazla salgılanmasıyla istenmeyen kilo kayıpları, yüksek kan basıncı, ishal ve kalp atışının hızlanması gibi semptomlar görülebilir. Her iki rahatsızlıkta otoimmun ve genetik tabanlı rahatsızlıklar olmasına rağmen hipotiroidizmin görülme sıklığı daha fazladır. Guatr ise tiroid bezinin büyümesi şeklinde tanımlanır. Diyetle iyodun fazla veya az alınmasından kaynaklanabilir. Hipotiroidi olan hastaların kardiyovasküler hastalıklara yakalanma riski fazladır çünkü tiroid hormonlarının az salgılanması yüksek kan yağları profiline ve kan basıncının artmasına neden olur.

Bununla beraber tiroid hastalıklarının bozulmuş glikoz intoleransı ve diyabetle de güçlü bir bağlantısı vardır. Tip1 diyabetli hastaların %30’unda, tip2 diyabetli hastaların % 12,5’inde ve herhangi bir başka hastalığı olmayan insanların % 6,6’sında tiroid rahatsızlıkları görülür.

Tiroid ve Beslenme

Haşimoto rahatsızlığı olanlar için kilo vermek ne kadar zor ise tiroid hormonları çok çalışan biri içinde tam tersi söz konusudur. Bu süreçte yapılabilecek ilk şey hormon seviyeleri sabitleştirilene kadar hastayı sağlıklı beslenmeye ve düzenli egzersiz yapmaya yönlendirerek stresi minimum düzeye indirmektir. Bu süreçte kilo vermeye yardımcı olmak için kalori ve karbonhidrat oranı ayarlanmış yağsız protein, sebze, meyve, omega3 ve yüksek lifli gıdalar içeren bir diyet programı ayarlamak gerekir. Yüksek lifli beslenmek hipotiroidizimde görülen kabızlık sorunu içinde rahatlatıcı biz çözüm olacaktır. Çoğu zaman besin öğelerinin fazla veya az alımı tiroid hastalıkları semptomlarını tetikler. İyot, tiroid hormonlarının çalışması için elzem bir besin öğesidir. Fakat fazla veya az alınması bir risk faktörüdür.

Brokoli, karnabahar, lahana gibi bazı sebzeler içerisindeki guatrojen madde olduklarından ötürü tiroid hastaları için önem taşımaktadır çünkü guatrojen maddesi tiroid hormonunun salınma mekanizmasına karışmakta ve mekanizmayı olumsuz etkilemektedir. Soya da guatrojen içeren bir diğer besindir ve tiroid hormonunun salınımı azaltmaktadır. Tiroid rahatsızlığı olan hastalar için besin takviyelerin kullanılma zamanı önemlidir. Kahve, kalsiyum takviyesi ve lifli takviyeler tiroid ilaçlarının emilimini etkilediği için yemeklerden en az 1 saat önce alınmalıdır. Flavanoid içeren sebze ve meyveler kardiyovasküler sağlık açısından yararlıdır ama yüksek oranda kullanımı tıpkı diğer takviyeler gibi tiroid mekanizmasını baskılamaktadır.

D Vitamini Eksikliği

Yapılan bir çalışmada Haşimoto hastalarının %90’ında vitamin D eksikliğine rastlanmıştır. Hipertiroidili hastaların büyük çoğunluğunda vitamin D eksikliğine bağlı kemik kayıpları görülür ama bu kayıpları minimuma indirmek mümkündür. Vitamin D yönünden zengin olan yumurta, süt ve süt ürünleri, yağlı balık tüketimini arttırmak ve güneş ışığından olabildiğince yararlanmak gerekir. Selenyum tiroid bezinde yüksek oranda bulunan bir mineraldir. Yapılan çeşitli araştırmalarda selenyum eksikliği bulunan Haşimoto hastalarında selenyumun olumlu etkisi olduğu gözlenmiştir ama fazla alımı ise gastrointestinal sistemde rahatsızlıklara yol açmakta ve tip2 diyabet ve kanser görülme riskini arttırmaktadır.

Yaşam Kalitesi Yükseltilebilir

Tiroid hastalıklarında istenmeyen kilolar, önemli kardiyovasküler riskler; yorgunluk ve konsantrasyon bozuklukları gibi ve gastrointestinal bozukluklar hastaları zorlamakla beraber yaşam kalitesini de düşürmektedir. Bunun için hastaları düzenli beslenmeye ve egzersize yönlendirmek ve bu bilinci aşılayarak yaşam kalitelerini optimum düzeye çıkarmak mümkündür.

Sonuç olarak, çeşitli alınacak önemlerle bu hastalıkla daha kolay yaşamayı öğrenebilir ve yaşam kalitesini maksimum düzeye çıkartabilirsiniz.

Yorum Yap