Blog

Kırmızı Et Yeme Sağlığı Nasıl Etkiliyor?

Sağlıklı beslenmede her zaman besin çeşitliliği ve sağlıklı pişirme yöntemleri ile beslenmenin esas olduğu kabul edilen bir kuraldır. Ancak son yıllarda bazı yiyeceklerin farklı önemli hastalıklar için direk neden olduğunu gösteren kanıtların bulunması beslenme biliminde yeniden uyanış dönemini başlatmıştır. Bu yiyeceklerin başında kırmızı etin geldiğini gösteren kanıtlar her geçen gün yeni araştırmalarla karşımıza çıkmaktadır.

Kırmızı et; vücut için kaliteli protein kaynağıdır. Demir ve çinko gibi mineraller,  B12 vitamininden de zengin olması açısından unutkanlıktan anemiye kadar tüm diyet önerilerinin en başında verilen yiyecekler olarak gelmektedir. Peki, araştırmalar ne diyor? Gerçekten kırmızı et yemeden günümüz koşullarında yaşanılamaz mı? Bu konulara açıklık getirmek adına kırmızı eti masaya yatırmak istiyorum.

Bazı Kanser Türleri İçin Büyük Risk

2003 yılından itibaren Dünya Sağlık Örgütünün diyet ve kanser araştırmaları her raporunda Batılı ülkelerde tüm kanser vakalarının en az % 30-40 kadarının diyet etmenlerine bağlı olduğunu belirtmiştir. Hatta beslenmeci araştırmacılar ilk olarak 1990 yılında; diyet ve kanser arasındaki kesin kanıtların olduğunu ve tek majör etken olarak kırmızı etten kaçınılmanın en etkin yol olduğunu bildirmişler, hatta kırmızı et tüketiminin azalması ile daha az hastalıklara yakalanma olacağı ihtimalini de belirtmişlerdir. Amerika, İngiltere ve Almanya’da yapılan çalışmalarda vejetaryenlerin et yiyenlere göre % 40 daha az kansere yakalandıklarını; Harvard Tıp Fakültesi Beslenme Bilimleri çalışmalarında ise düzenli olarak günlük et yiyenlerin nadiren et yiyenlere nazaran kolon kanserine yakalanma riskinin 2 kat daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca kırmızı etin koroner kalp hastalığı, kanda yağların birikmesi, ürik asit düzeylerinde artışa neden olarak gut hastalığına yakalanma ve mide-bağırsak sağlığını tehdit edecek bileşikler oluşturma gibi olumsuz yönleri de bulunmaktadır.

Kansere Neden Olan Mekanizma Nedir?

European Journal of Clinical Nutrition dergisinin “Kanserden Korunma Çalışması Beslenme Raporunda” kırmızı etin kolon kanseri ve meme kanseri riskini arttırdığını açıkça anlatmıştır. Kırmızı etin kanser riskini arttırmasındaki ilk faktörün etin pişirilme şeklinde olduğu yönündedir. Kırmızı etin yüksek ısıya, uzun süreyle maruz kalması etin yapısını bozarak besin değerini kaybetmesine, ısı ile heterosiklik karbonlar ve polisiklik aromatik bileşikler gibi kimyasalların oluşmasını sağlayarak kanserojen etkinin artmasına da neden olmaktadır. Amerikan Kanser Araştırmaları Derneği’nce açıklanan araştırmalarda, bilim adamları 9 yıl süreyle sağlıklı olan 62 581 kişinin beslenme alışkanlıklarını izlemiş. Bu süre zarfında 208 pankreas kanserine denk gelmiştir. Bu araştırmada eti çok pişmiş olarak tüketmeyi tercih edenlerin kansere yakalanma riski, daha az pişmiş tüketen ya da hiç et yemeyen kişilere göre kansere yakalanma riskinin % 60 daha fazla olduğunu görülmüştür.

Kolon ve meme kanserlerine risk yaratan diğer faktörün ise kırmızı ette bulunan demir mineralinin hem demiri formunun çok yüksek oranda bulunmasıdır. Hem demiri özellikle sindirim sisteminde nitrozamin denilen bileşiklerin fazla üremesine neden olmakta ve bağırsakta kanser yapıcı ortamı oluşturmaktadır.

Beyaz Et Çeşitlerinde de Bu Risk Var mıdır?

Kırmızı etin aksine beyaz et çeşitleri olan balık, tavuk ve hindi etinin kesinlikle kanser yapıcı bir etkisinin bulunmadığını belirtmektedir. Hem demiri kırmızı et kadar yüksek olmayan tavuk, hindi ve balık çeşitleri yendikten sonra nitrozamin bileşikleri oluşmamaktadır. Pişirme ile heterosiklik aminler kırmızı etteki gibi fazla miktarda besinde açığa çıkmamaktadır. Kırmızı etin tam tersine beyaz etlerde bunulan çoklu doymamış yağ asitleri kanserojenik maddeleri temizleyici etkiye sahiptir. 10 Avrupa ülkesini içine alan çalışmada yüksek kırmızı et tüketiminin kolon kanseri riskini arttırdığı,  bununla beraber yüksek oranda balık tüketiminin ise bu riski azalttığı sonucuna varılmıştır.

Kırmızı etin içerisindeki yüksek hem demir fazla miktarda et tüketildiğinde vücut tarafından yeteri kadar emilememekte bu da sindirim sistemine ve bağırsaklara zarar vermekle beraber serbest radikal oluşumunu hızlandırmaktadır. Serbest radikal oluşumu DNA hasarlarına ve hücrelerde geri dönülemez bozukluklara yol açtığı için özellikle kolon kanseri olmakla beraber diğer kanser türlerine de davetiye çıkarır. Bu zararı en az düzeye indirmek için kırmızı et tüketimi minimum düzeyde tutulmalı ve antioksidan içeriği yüksek sebze ve meyvelerle desteklenmelidir.  Bu bakımdan tavuk, hindi ve balığı tercih etmek sağlığımız açısından önem kazanmaktadır.

Kırmız Et Kalbe de Dokunuyor

Kırmızı etin yağlı ve kas eti aralarında gizli olarak doymuş yağ çeşitlerinden stearik asit ve palmitik asit nedeniyle kan yağlarını yükseltici etkisi bulunmaktadır. Nitekim yapılan çalışmalarda batılı ülkelerin genel beslenme prensibi olan yüksek oranda et ve et ürünlerinin tüketimi, meyve ve sebzeden fakir beslenme, düşük fiziksel aktivite ve sigara kullanımı kalp hastalıklarından ölme riskini yüksek sebze, meyve, balık ve tavuk tüketenlere göre %22 oranında arttırdığı bulunmuştur. Ancak özellikle yağlı balıklar içerisindeki omega-3, EPA ve DHA yağ asitleri sayesinde serbest radikal oluşumu engellemeye yardımcı olurken iyi huylu kolesterolü yükselterek damar tıkanıklığı riskini en aza indirmektedir. Akdeniz Diyetinde olduğu gibi dünya bilimi kırmızı eti ayda bir kere yemenin yeterli olduğunu belirtmektedir.

Beyaz Etlerde Ağır Metal ve Antibiyotikler Sorunu Önemli

Günümüz çevre koşulları açısından deniz ürünleri, yetiştirme çiftliklerine baktığımızda ise tavuklara verilen psikiyatrik ile antibiyotik ilaçlar ciddi sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Ağır metaller genelde derin sularda yaşayan balıklarda yüksek oranda bulunmaktadır. Çevre kirliliği sağlıklı yiyeceğe ulaşmada ciddi problemken ağır metaller beyin, karaciğerde toksik etki ve vücudun tüm organlarında kanser riskine davetiye çıkarabilmektedir. Kümes hayvanlarında kullanılan bu tip ilaçlar da kişinin antibiyotiğe karşı direncini değiştirmektedir. Beslenme Uzmanı olarak sizlere pratik çözümler önermek isterim. Beyaz et çeşitlerini yeme zorunluluğumuz var ve sağlıklı hale getirmek istiyorsak; tavuk ve hindi etini elbette güvenilir çiftliklerden organik veya köy çiftliklerinde doğal yaşam koşullarında yaşamış olanları almalısınız. Ancak bulunmuyorsa sevindirici de bir haberim var. Tavuk ve hindi etini çok az suda düdüklüde pişirin ve suyunu dökün. Daha sonra yemeklerinizde kullanın. Çünkü düdüklüde sağlıklı pişirme ile antibiyotik ısı etkisi ile kaybolacaktır. Balıklarda ise derin su olmayan ve mevsiminde temiz denizlerden çıkarılmış olanlarını almak tek yol. Güvenilir tavuk, hindi ve balığı alıp derin dondurucuda saklayabilme olanağınız olduğunu da unutmayın.

Unutkanlık ve Anemi İçin Kırmızı Et Şart Değil

Birçok araştırma B12 vitamini eksikliğinde kırmızı et yemeden yumurta, balık, tavuk, hindi eti gibi yiyecekleri de beslenmede arttırmanın unutkanlık sorununa neden olan kanda B 12 seviyesini arttırdığını göstermektedir. Anemi için yüksek biyolojik değere sahip kırmızı et dışında da kaliteli yiyecekler bulunmaktadır. Yumurta, hindi eti, kurubaklagiller, pekmez, yer fıstığı, fındık, badem ve bezelye gibi sebzelerden de beslenerek anemiye neden olan kandaki demir durumlarının yükselmelerine olanak sağlanabilir.

 

Yorum Yap